ARÇELİK KİŞİSEL VERİLERİN KORUNMASI VE İŞLENMESİ MÜŞTERİ AYDINLATMA METNİ

Kapat X
Gelecek

Beyza Yavuz – Arıcı

Ruhun Doysun Gelecek serimize arıcı Beyza Yavuz’la devam ediyoruz.

Soframızdaki bir domatesten, bir susam tanesine kadar, yediğimiz içtiğimiz birçok meyveyi, sebzeyi, yemişi arılara borçluyuz. Beyza Yavuz ailesinden miras çiçek sevgilerini, arıcılığa dönüştürmüş birkaç yıl önce. Arıcılığa başlarken yapamazsın, kadın işi değil de demişler, ancak etkilenmemiş, çünkü ailesi hiçbir zaman arıcı olamazsın ya da kadınsın şunu yapamazsın demediği için cesareti kırılmamış.

Beyza, iklim krizinin daha şimdiden kendilerini etkilediğini bahsediyordu oradayken, Basra Böceği’nin aşırı sıcaklara dayanamayıp öldüğünü, bu yaz çam balı olmadığını anlattı. Sadece çam balı değil, çiçek balının da eskisi gibi olmadığını, sıcağın balın aromasına, akışkanlığına etki ettiğini ve balın, arıcılığın ana gelir kapısı olduğu Muğla’da artık arıcıların geçinmek için bir iş daha yapmak zorunda olduklarını anlattı.

“Ne tüketirsek tüketelim bilinçle, keyfine değil şifası için tüketmek doğaya katkı için her zaman aklımızda olmalı” diyen Beyza Yavuz’la gelecek üzerine konuştuk.

Nasıl bir gelecek hayal ediyorsunuz?

Arılar dünyanın en önemli canlıları. Onlara önem veren “arı dostu” bir çevre, tarım ve turizm çok zor değil. Bu ilkbaharda Kanada, kış çok soğuk geçtiği için vatandaşlarına çimlerini biçmeme ricasında bulunmuş. Çimlerin arasındaki bizim fark etmediğimiz karahindiba çiçekleri kıştan çıkan arılara ilk besin oluyor diye. Başka bir ülkede tarla aralarına arıların sevdiği çiçekleri ekme zorunluluğu var, öbüründe belediyeler otobüs duraklarının çatılarına bitki ekiyor, parklara arı kovanı konuluyor. Uzaktan imrenerek baktığımız yerel halk ve yönetimin beraber yürüttüğü böyle örnekler “Bizde neden olmasın?” dedirttiriyor. Ülkemizde Macahel’de uygulanan arı ırkı koruma programı, Hemşin’deki “Kovan ruhu” projesi gibi güzel örneklerimiz , arıların ve geleneğin orada yaşayan çevre ile birlik olup korunması arılar için umut verici çalışmalar.

Sizce geleceği değiştirmek için nereden başlamalı?

Arıları öldüren zehirli kimyasallar kesinlikle devlet tarafından yasaklanmalı. Toplu arı ölümlerine sebep olması nedeniyle arı nüfusunu tehlikeye sokan bu zehirlerin tarımda kullanımını kaldırmak başlayacağımız yer olmalı.

Geleceğe dair umutlu musunuz?

Geleceğe dair çok endişelerim var.. 2020 yılında bölgemiz üzerinden geçen, Mayıs ayında hava sıcaklığını 3 gün boyunca 41 dereceye çıkaran sıcak hava dalgasından sonra bal olmaması ve 2021 yılını da etkilemesi iklim krizinin biz arıcılara açık bir göstergesi oldu. Ürettiğimiz balların dokusu ve aroması değişti. Çam balı ve püren balı gibi bazı ballar hiç çıkmadı. Ekonomik olarak biz arıcıları etkilemesinin yanısıra arının kışı geçirecek yeterli besini stoklayamaması bir çok arı kolonisinin kışı çıkaramayarak sönmesine sebep oldu. Önümüzdeki bir kaç yıl arıcılık tek başına geçindirecek bir meslek olarak görünmüyor. Arıcılık yapmaktan vazgeçenler artıyor. Bu da arı nüfusunun azalması demek oluyor. Bölgemizde bütün kış yağmur yağmaması arıların konduğu çiçeklerin açmamasına veya çok geç açmasına sebep oldu. Ardından da flora nüfusunun azalacağını korkarak tahmin ediyoruz.

Gelecekten söz ederken içimizi de yakan bir tesadüf oldu orman yangınları, geleceğe bakışınızı değiştirdi mi tüm bunlar? Dayanışma umut verdi mi size? Yoksa tam tersi mi?

 Daha önce konuştuğumuzda gelecek için çok umutsuz olduğumu söylemiştim. Yangında hissettiğim bu birlik ruhu herkesin arılar için ne yapabiliriz, tohum ekelim yaklaşımları, kampanyalar ve yardımları görünce yeniden umut doldum arılara ve geleceğe dair. Bizi birbirimize bağladı. Şu an tohum isteyen, çiçek ekmek isteyen o kadar çok kişi var ki… Bizim yıllardır yaptığımız ve yayılması için çalıştığımız arılar için çiçek ekmek dileği bu yangınla bir anda gerçek oldu. Arıları seven, önemseyen, arıların değerinin farkında olan ne çok insan varmış… Beni o kadar şaşırttı ve mutlu etti ki…

Siz ruhunuzu nasıl doyuruyorsunuz?

Arılar için ektiğim çiçeklerin topraktan çıkmasını, büyümesini ve çiçeklenmesini izlemek; farklı mevsimlerde doğada gezinirken yeni açan çiçekleri görmek ve farklı arı türlerini keşfetmek ruhuma iyi gelen büyük mutluluk kaynaklarım.

Size ilham veren kitaplar, filmler hangileri?

The bee book, Arzunun Botaniği, Ağaçların Gizli Yaşamı. Film olarak Bal Ülkesi..

Sizi en çok mutlu eden yemek, malzeme hangisi?

Püren balı efsane bir tattır.. Kokusu ve aroması bir kere yiyenlerin yıllarca aklında kalır. Püren balı yiyen büyülenir ve ardından başka balları beğenmez ve yiyemez olur. Her sene de bu bal malesef olmaz. Olduğu zamanlarda bayıldığım bir tattır.

Arıcılığa nasıl başladınız?

Ailemizin büyüklerinden bize geçen ortak tutkumuz çicekler.. 40 yıl önce alınmış unutulmuş bir arazimiz var.. Ben orda şifalı bitkiler ve çeşitli çiçekler yetiştirmeyi hayal ederken yanlarına arı kovanları konulduğunu duydum ve hiç aklımda yokken arıcılık kurslarına katıldım. Arılarla ilk fiziki tanışmamda onların dünyasından çok etkilendim ve 6 yıldır sadece arıcılıkla uğraşıyorum.

Arıcılık mesleğine bir kadın olarak başlarken sizi ne cesaretlendirdi? Zorlandığınızda sizi ne ayağa kaldırdı?

Artık altıncı yılımız arıcılıkta, etraf bana alıştı ama ilk başta “Kadınsın yapamazsın.  Nasıl yapacaksın? Kovan kaldıramazsın. Hobi olarak yaparsın sonra bırakırsın, Güzel için vardı bırakmasaydın” tepkilerini çok duydum. Ben arıcıyım. Kas gücüm ne yapabiliyorsa iş gücümün limiti benim için o. Kendimi arıcı kelimesinin başına bir belirteç getirerek hiçbir zaman diğer arıcılardan ayırmak istemem. Ben arıcıyım. Niye kendimi kadın arıcıyım diye ayırayım? Bu meslekte hepimiz arıcıyız. Önceki mesleğim cinsiyetime uygun olduğu için kimse bana kadın öğretmen dememişti. Bu meslekte kadınsın kaldıramazsın kadınsın arıcılık dağlarda tek başına olmaz yapamazsın dendiğinde hiç böyle cümleler duymadığım için afalladım. Ailem de beni büyütürken hiç böyle sözler söylemedi.  Ailem tarafından bana hiç arıcı olamazsın ya da kadınsın şunu yapamazsın denmediği için cesaretim kırılmadı. Sadece ayırımı anlayamadım.

Bir arıcı nasıl olunur?

Arıcı olmak isteyenler için ilk adım halk eğitim kursları.. Arılar ve arıcılık hakkında giriş niteliğinde bir çok temel bilgiler öğrenilebiliniyor. Sonrasında mutlaka bir arıcıya yardım ederek deneyim kazanmak gerek. Arı dünyasının içine girdikçe bilmemiz gerekenler çoğalıyor. Küçük bir aksaklık bir arı kolonisinin sönmesine yol açabiliyor. Teorik bilginin yanı sıra pratik bilgileri de birlikte edinmemiz gereken bir alan..

Bu yolculuk size ne öğretti?

Bitkileri öğrenmek; yağmurun, güneşin ve nemin önemini deneyimleyip, doğadaki o bağa şahitlik yapmak, doğayla hareket etmek benim arılar sayesinde öğrendiğim getiriler.

20 yıldan fazladır arı nüfusunun azalması konuşuluyor. Sizce bireysel arıcılıkla konuda ilerleme kaydedilebilir mi?

Kesinlikle ve kesinlikle evet. Arılar için en büyük tehlike tarım ilaçları, çeşitli hastalıklar ve arıların konduğu bitkilerin tahribatı.. Arılarla yakından ilgilenince onların refahlarına katkı sunmak konusunda hassaslaşıyor insan.. Bir çiçeği bile arı konar onlara besin olur diye koparmaktan çekinir oluyoruz. Çevredeki ilaçlamaların arıları nasıl etkileyeceğini bildiğimizden komşularımız ve gerekirse ilçe tarım müdürlüklerindeki görevlilerle bu konuda konuşuyoruz ve küçük de olsa ilerleme kaydediyoruz. Arıcılıkla uğraşanlar ya da arılara ilgi duyanlar, arıların ne kadar önemli olduğunu biliyor bu yüzden çevreye çok duyarlı oluyor. Sayımız çoğaldıkça bilinçlenme daha da artıyor.

Gelecekte arıların yaşayabilmesi için bugün ne yapabiliriz?

“Nerede çocukluğumuzda yediğimiz o ballar? “lafını bir arıcı olarak çok duyarım. Verimli topraklarımız hızla betonlaşmakta, hayvanlara yem sağlamak için çiftçiler sadece yonca ve samanı için buğday ekmekte. Hayvancılık ve tek tip tarım modelleri günümüzde arılara önem göstermeyen biçimlerde olabiliyor. Arılar, çoğu bölgede hastalıklar ve doğadaki besin azlığı nedeniyle arıcıların bakımı sayesinde hayatta kalır olmuş. Başta arılar için bitkiler ekerek ve arı meraları oluşturarak tahrip ettiğimiz doğayı onarmaya çalışmak bugün başlamamız gereken bir nokta.. Bu onarımı doğanın isleyişinde kuşların tohumları taşıması sağlamakta. Kuşları çevremize çekerek doğayı kendi kendine onarmasını sağlayan örnekler var.. Kuşlar için de sulak alanların korunması mühim.. Giderek çoğalan insan popülasyonu karşısında tarım alanları gelecekte daha fazlalaşacak. O yüzden ne tüketirsek tüketelim bilinçle, keyfine değil şifası için tüketmek doğaya katkı için her zaman aklımızda olmalı.

Şehirde yaşayanlar arılarla nasıl bağ kurabilir?

Şehire çok yakın ormanlık alanlarda bildiğim kadarıyla arıcılık yapan birçok arıcı var. Onlarla iletişim kurulabilir. Arıcı birliklerinden bu konuda bilgi edinilebilir. Yaklaşık 20 bin arı türü var, bal arısı bunlardan sadece biri. Bal yaptığı için sadece bal arısına ilgi duyuyoruz. Şehirde hayatta kalmaya çalışan diğer yabani arı türleri için balkonlara basit ” arı evleri” konabilir.. Onlar için balkonlara içi çakıl taşlı su istasyonları konabilir. Balkonda yetiştirilebilecek bir çok arı bitkisi var. Lavantadan kekiğe hem evimizde kullandığımız hem de arılara nektar kaynağı olacak bitkiler seçilebilir.

Marmaris’te çıkan yangınlar arıcılığı ve balcılığı nasıl etkiledi? Orada olan biri olarak sizden dinleyebilir miyiz?

Marmaris’te yanan bölgenin bir kısmı çam balının olmasını sağlayan Basra böceğinin yaşadığı ormanlıktı… Çam balı zaten geçen yıl iklim krizinin yol açtığı sıcaklık artışından yüzde 80 oranında düşüş yaşamıştı. Bu yıl da bölgenin yanması ve havaların yine çok sıcak gitmesiyle çam balı beklentimiz iyice azaldı. Yanan bölgedeki arıcı arkadaşlarımızdan dinlediğimiz kadarıyla kaçırılabilen kovanları gündüz vakti arılar dışardayken kaçırmak zorunda kaldı ve maalesef dışarıda kalan arılar yangında kül oldu. Kayıtlı arıcılarımıza destek mutlaka gelecek. Yardım amaçlı kampanyalar da başlatıldı. Yerine konacaktır. Kayıtlı olmayan sadece 5-10 kovana bakan arıcılar birliklere kayıtlı olmadığından mağdur olacakları için üzülüyorum… Bu arıcılara yardım etmek için yapabileceklerimiz var. Şeker almak, bal satın almak ne yazık  ki sürdürülebilir bir çözüm değil, arı, kovan almak, dahası arı bahçesi yapmak, bal ormanı için ağaçlandırma yapmak daha önemli. Diğer taraftan doğadaki yabani arılar ve onların yaşadıkları yuvalar tahrip oldu. Dumandan etkilenip evlerini balkonlarına düşen binlerce bal arısı ve yabani arı olduğunu öğrendik. Onları yerine hiçbir şekilde koyamayacağız.

Buradan dönüş var mı? Çam balı, arıcılık için bizler ne yapabiliriz?

Çam balı elde edilen alanların tahribinin yerine konması en az 60 yıl. Ağaçlar büyüyecek ki Basra böceği orada çoğalacak. Başka bölgelere Basra böceği aşılaması yapılabilir ancak bu da devlet izniyle olabiliyor.

Arılar için şehirlerde bazı bitkiler ekebileceğimizi söylemiştin, hangilerini evde yetiştirmek mümkün?

Bizler beş on tane de olsa balkona, bahçeye, uygun arazilere arıların sevdiği çiçekleri ekebiliriz. Onları çiçeklerle besleyebiliriz. Arıların sevdiği çiçekler var. Arı otu, gelincik, yabani aynısefa, ekinezya, ayçiçeği gibi tek yıllık çiçekler bunlardan bazıları. Lavanta, kekik, adaçayı gibi aromatik bitkiler de olabilir. Ihlamur, akasya, yenidünya gibi ağaçlar ekilebilir. Ne ekersek ekelim arılar ve tozlaştırıcılara büyük katkımız olur.

İlkbaharda açan arıların bayıldığı arı otu dediğimiz faselya çiceği balkonlarda kolayca yetiştirilebilir.

Size daha iyi hizmet sunabilmek için sitemizde çerezler kullanıyoruz. Sitemizi kullanmaya devam ederek çerez politikamıza izin vermiş oluyorsunuz.