ARÇELİK KİŞİSEL VERİLERİN KORUNMASI VE İŞLENMESİ MÜŞTERİ AYDINLATMA METNİ

Kapat X
Uzman

Onarıcı Tarım

Dünyaya insanlığın verdiği zararın etkilerini her geçen gün daha fazla hissediyoruz. Giderek artan nüfusun besin ihtiyacını nasıl karşılayacağı ise en çok tartışılan konulardan. Onarıcı tarım, yalnızca kaynakları korumakla kalmıyor, aynı zamanda üretim yaparken iyileştiriyor.

Toprak, bugün belki en önemli endişe ama aynı zamanda umut kaynağı. Yıllardır zarar verilen toprağın iyileşmesi ise en büyük ihtiyaç. Hem iklim krizinin etkilerini azaltmak için hem de artan nüfusa sağlıklı ve sürdürülebilir gıda sağlanması için toprağın sağlıklı olması şart. Onarıcı Tarım’ı Anadolu Meraları kurucusu Durukan Dudu’ya da sorarak derledik.

Tarım endüstrisi, bugün iklim krizine sebep olan sera gazı emisyonlarının en göze çarpan sorumlularından biri. Tarım alanları, ormancılık ve diğer arazi kullanımıyla birlikte, insan kaynaklı tüm sera gazı emisyonlarının işleme, paketleme ve nakliye gibi süreçler eklendiğinde neredeyse yüzde 25’ini oluşturuyor. Ancak tarım endüstrisi diğer endüstrilerin aksine, karbon kirliliğini azaltarak, güvenli ve sürdürülebilir bir gelecek yaratılmasında önemli bir potansiyele sahip. Tüketicilerin de ihtiyaçları hızla değişiyor. NYU Stern Sürdürülebilir İş Merkezi tarafından hazırlanan 2020 tarihli raporda, sürdürülebilir şekilde pazarlanan ürünlerin satışlarının geleneksel ürünlerden yedi kat daha hızlı arttığını ortaya koyuyor.

 

Onarıcı Tarım nedir?

Durukan Dudu, Onarıcı Tarım’ı “dünyada ekolojik anlamda onarıcı olabilecek, sürdürülebilirin ötesine geçecek yeni bir paradigma ve buna yönelik uygulamaların yapılabileceğini düşünen çiftçiler ve sosyal girişimciler olarak tanıyabileceğimiz ekolojinin çok içinde insanların büyütüp başlattığı bir hareket” olarak anlatıyor. Onarıcı Tarım’ın üç boyutlu bir yapı olduğunu söylüyor. İlki arazinin mevcut ekosistem göstergelerini, sağlığını iyileştiren teknikler ve yöntemler. İkinci boyutu ise toplumsal hareket kısmı. Toplumsal hareket, çok geniş kitlelerin dahil olduğu bir süreç. Üçüncü ve son boyut ise bir paradigma değişikliği boyutu. Sadece birtakım yöntemler geliştirmek değil aynı zamanda doğaya bakış açımızı değiştirmeyi amaçlıyor. Durukan Dudu Onarıcı Tarım hareketinde bütün doğa, insan, çiftçi, üretici, satıcı, alıcı süreçlerini çok temel ve kökten değiştiren birçok deneme, model, hareket gözlemlendiğini söylüyor. Her bir boyut birbirini destekliyor, birbiri olmadan düşünülemiyor.

Onarıcı Tarım uygulamaları da tam bu noktada devreye giriyor. Aslında bu uygulamalar yeni değil. Onarıcı Tarım uygulamaları Rodale Enstitüsü’nün tekniği savunmaya başladığı 1980’lerde yeniden gündeme geliyor. Netflix geçtiğimiz yıl “Kiss the Ground” belgeseli ile “Onarıcı Tarım” terimini yeni izleyicilerle buluşturdu.

 

Toprak sağlıklı ise dünya sağlıklı

Toprağın sağlığı, gıda sisteminin geleceğini, sürdürülebilirliğini ve verimini etkiliyor. Dolayısıyla toprağın sağlığı; bitki sağlığından insan refahına, dünyanın geleceğine kadar her şeyi belirliyor. Onarıcı Tarım savunucuları, “onarıcı” uygulamaların insan ve doğa arasındaki dengeyi yeniden sağlama gücüne sahip olduğunu ve tükettiğimiz gezegeni tamamen iyileştirecek kadar büyük bir çözüm olduğunu söylüyor.

 

Onarıcı Tarım Uygulamaları

Durukan Dudu, “herhangi bir ekosistemin bugünden yarına daha iyi olmasını sağlayan ve bunu yaparken gıda ve yapı malzemeleri üreten ve bu iki şartı da karşılayan her uygulama Onarıcı Tarım uygulaması olarak adlandırılır” diyerek anlatıyor. Dolayısıyla Onarıcı Tarım uygulamalarının tek bir listesi yok.  Uygulamalar her geçen gün genişletiliyor, değişiyor, artıyor.

Onarıcı Tarım, alanın ihtiyacına göre belirlenen birçok alternatif uygulamayı kapsıyor. Bu uygulamaların ortak özelliği; bir şeyi iyileştirirken başka bir şeyi bozmamak. Dolayısıyla sadece toprak değil aynı zamanda o topraklarda yaşayan ve beslenen hayvanların sağlığı, çiftçinin hakları ve refahı gibi konuları da kapsıyor. Amaç, sisteme dahil olan her canlı için yaşam kalitesini iyileştirmek ve doğa ile uyum içinde üretim sistemleri oluşturmak.

Onarıcı tarım uygulamaları genellikle çok yıllık sistemler üzerine kurulu olduğu için, toprağı her sene sürerek yaptığınız bir uygulamanın onarıcı olma ihtimali olmadığını söyleyen Durukan Dudu, tek yıllık mısır, arpa, buğday gibi bir ürün üretiliyorsa bu üretimin onarıcı olamayacağını söylüyor. Onarıcı Tarım uygulamalarından sayılan toprağın sürülmemesi aslında yeni bir uygulama değil. 10000 yıl öncesine dayanıyor. Konvansiyonel tarımda yeni mahsul için tohumlar ekilmeden önce tarla sürülüyor ve toprağın eski mahsulden kalan artıklarının, hayvan gübrelerinin ve yabani otların toprağın derinliklerine karışması sağlanıyor. Toprağı havalandırıyor gibi görünen bu işlemin yarardan çok zararı olduğu söyleniyor. Dengesi bozulup gevşeyen, organik maddeden yoksun toprağın rüzgâr ve su tarafından aşınması daha olası oluyor. Toprak, sürülerek rahatsız edildiğinde, suyu ve besin maddelerini daha az tutabilen bir hale geliyor. Sürmesiz uygulamalar, toprak yapısının sağlam kalmasını sağlar ve ayrıca toprak yüzeyinde ürün kalıntısı bırakarak toprağı koruyor. İyileştirilmiş toprak yapısı ve toprak örtüsü, toprağın suyu emme kabiliyetini artırıyor, bu da toprak erozyonunu azaltıyor ve kirliliğin, yakındaki su kaynaklarına katılmasını engelliyor. Toprağın sürülmediği uygulamalar buharlaşmayı yavaşlatıyor, bu sadece yağmur suyunun daha iyi emilmesi anlamına gelmiyor, aynı zamanda sulama verimliliğini de arttırıyor. Özellikle sıcak ve kuru havalarda daha yüksek verime yol açıyor.

Mahsul rotasyonu ise birçok faydası olan verimli bir tarım tekniği. Mahsul rotasyonu, toprak sağlığını iyileştirmek, topraktaki besin maddelerini optimize etmek ve haşere ve yabancı ot baskısıyla mücadele etmek için farklı mahsulleri aynı araziye sırayla ekme uygulamasıdır.

İşlevsel ormancılık ise sadece yiyecek ihtiyaçlarının değil her türlü ihtiyacın karşılanabildiği bir tasarım olarak tanımlanıyor. İşlevsel orman tasarımcısı ve uygulayıcısı Ruhun Doysun’un Keşfet bölümlerinde ziyaret ettiğimiz Alp Pir, “Besinden ilaca, zamktan yapı malzemelerine ve hatta çocukların eğlence alanına kadar bizim hayatımız için gereksinim duyduğumuz her şeyi bu bahçe sağlayabilmeli.” olarak anlatıyor. Bu yöntemde doğanın kaosu taklit ediliyor. İlaç ile tarım yapmaktansa, doğadaki bitkileri birbirlerinin ilacı ve besini olarak kullandıklarını ekliyor.

En sık kullanılan arazinin direk üzerindeki uygulamalar, toprak verimliliğini, biyoçeşitliliği, su tutumu ve toprağın karbon tutumunu artırarak doğayı iyileştirmeyi amaçlıyor.

 

Bütüncül Yönetim

Zimbabveli ekolojist ve Savory Enstitüsü’nün başkanı ve kurucu ortağı Allan Savory, hayvancılığın uzun zamandır iklim krizine olumsuz etkileri ile anıldığını ancak sorunun bu çiftlik hayvanlarının nasıl yönetildiği olduğunu gözlemledi. Savory, hayvancılıkta otlatmayı planlamak için, yabani sürülerin otlanmalarını taklit eden bir yöntem geliştirdi ve sonuçlar çarpıcıydı. Çarpıcı sonuçların elde edilmesi için tüm arazinin dönüşmesi ve arazilerin sağlıklı kalması için otlatma planlamasından daha fazlası değişmek zorundaydı. Bütüncül Yönetim bu anlayıştan doğdu.

Bütüncül Yönetim, bugün Onarıcı Tarım deyince ilk akla gelenlerden. Allan Savory tarafından yapılan çalışmalar sonucunda ortaya çıkan bu uygulama birbirinden farklı çok fazla bileşeni yönetmeyi amaçlıyor. Bütüncül Yönetim, doğada yaşanan süreçlerden hareketle, karmaşıklığın ortasında karar verme süreçlerini hızlandırmak ve kolaylaştırmak amacıyla otlatma, arazi planlaması, finansal planlama ve ekolojik izlemeyi içeren bir dizi planlama prosedürü sağlıyor.

Çölleşmeyi durdurmak amacıyla yola çıkmış Bütüncül Yönetim, sosyal, ekonomik ve çevresel karmaşıklık ağını içeren herhangi bir durumu daha iyi yönetmek için kullanılabiliyor.

 

Uygulamaların “onarıcılığı” nasıl ölçülüyor?

Durukan Dudu, bir çiftçinin ben Onarıcı Tarım yapıyorum diyebilmesi için uygulamaların ötesinde sonucun önemli olduğunu söylüyor. O arazide üretim varken bir yandan da ekosistem göstergelerinin iyileşip iyileşmediğine bakılıyor.  Çiftçinin yapabileceği bazı ölçümler ve gözlemler olduğunu dile getiren Durukan Duru, oluslararası da geçerli olan Savory Enstitüsü’nün Ecological Outcome Verification (EOV) sisteminin şu an geçerli en başarılı sistem olduğunu söylüyor. Üretim yapılan arazinin kısa ve uzun vadeli temel göstergelerine belirleniyor ve senelik olarak ölçümler yapılıyor. EOV, ekosistem süreçlerinin etkililiğinin ve sağlığının temel göstergeleri olan toprak sağlığı, biyolojik çeşitlilik ve ekosistem işlevi (su döngüsü, mineral döngüsü, enerji akışı ve topluluk dinamikleri) gibi kriterleri değerlendiriyor.

Her ölçekteki araziye uygulanabilen bu yöntemler, sera gazı emisyonlarını azaltabilir, iklim değişikliğini tersine çevirebilir ve biyoçeşitliliği arttırabilir. Aynı zamanda Onarıcı Tarım yaparak verimi artan arazilerden elde edilen mahsullerin besin değerleri artabilir. Onarıcı tarım yöntemlerinin doğaya, insana ve dünyaya etkisi çarpıcı ve umut verici.

 

 

 

https://savory.global/holistic-management/

https://www.bugday.org/blog/ekosistem-sagligi-icin-onarici-tarim/

https://www.masterclass.com/articles/regenerative-farming-practices#4-basic-regenerative-farming-practices

Climate Change

https://www.bloomberg.com/news/articles/2021-04-23/regenerative-farming-is-a-new-kind-of-organic-food-that-s-good-for-earth-too

https://www.bloomberg.com/news/articles/2021-04-23/regenerative-farming-is-a-new-kind-of-organic-food-that-s-good-for-earth-too

İpek Auf

Ankara’da doğup büyüyen İpek Auf, Bilkent Üniversitesi’nde İşletme eğitimini tamamladı ve üniversite hayatının bir dönemini mutfağını ve kültürünü çok merak ettiği Kopenhag’da geçirdi. 2018 yılında mezun olduktan sonra yemek tutkusunun peşinden yazarak gitmeye karar verdi. Çeşitli yayınlar için içerik üretiyor. Uluslararası yemek konferansı YEDİ’nin gönüllülerinden.

Size daha iyi hizmet sunabilmek için sitemizde çerezler kullanıyoruz. Sitemizi kullanmaya devam ederek çerez politikamıza izin vermiş oluyorsunuz.