ARÇELİK KİŞİSEL VERİLERİN KORUNMASI VE İŞLENMESİ MÜŞTERİ AYDINLATMA METNİ

Kişisel verileriniz; 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu ("Kanun") uyarınca veri sorumlusu olarak Arçelik Pazarlama A.Ş. ve Arçelik A.Ş. ("Arçelik" veya "Şirket") tarafından aşağıda açıklanan kapsamda işlenebilecektir.

Kişisel verilerinizin işlenme amaçları konusunda detaylı bilgilere; https://www.arcelik.com.tr/kisisel-verilerin-korunmasi adresinden Arçelik Şirketler Grubu Kişisel Verilerin Korunması ve İşlenmesi Politikası’ndan ulaşabilirsiniz.

Kişisel Verileriniz Hangi Amaçla İşlenmektedir?
Toplanan kişisel verileriniz;


Kanun’un 5. ve 6. maddelerinde belirtilen kişisel veri işleme şartları kapsamında işlenecektir.

Açık Rızanızın Varlığı Halinde Kişisel Verileriniz Hangi Amaçla İşlenmektedir?
Toplanan kişisel verileriniz; ürün ve hizmetlerin pazarlama süreçlerinin planlanması ve icrası, profilleme ve analiz faaliyetlerinin yürütülmesi, sunulan ürün ve hizmetlerin beğeni, kullanım alışkanlıklarınız ve ihtiyaçlarınıza göre özelleştirerek sizlere önerilmesi ve tanıtılması, kabulünüz kapsamında paylaşmış olduğunuz iletişim bilgilerinize reklam, promosyon, vb. ticari elektronik ileti gönderilmesi ve gönderim sağlanması için hizmet aldığımız üçüncü kişilerle paylaşılması amaçlarıyla açık rızanız kapsamında işlenebilecektir.

Kişisel Verileriniz Kimlere Hangi Amaçlarla Aktarılabilir?
Toplanan kişisel verileriniz; yukarıda belirtilen amaçların gerçekleştirilmesi doğrultusunda, bayilerimize, tedarikçilerimize, kanunen yetkili kamu kurumlarına ve özel kişilere Kanun’un 8. ve 9. maddelerinde belirtilen kişisel veri işleme şartları çerçevesinde aktarılabilecektir.

Kişisel Verilerinizin Toplanma Yöntemi ve Hukuki Sebebi Nedir?
Kişisel verileriniz Şirketimiz ile temas edeceğiniz; elektronik ortamda internet sitesi, çağrı merkezi, mobil uygulama ve fiziki ortamda bayi kanalıyla, sözleşmenin ifası hukuki sebebine dayalı olarak toplanacaktır. Açık rıza vermeniz halinde ise ürün ve hizmetlerimizin beğeni ve kullanım alışkanlıklarınıza göre özelleştirilerek size sunulması hukuki sebebine dayalı olarak Kanun’un 5. ve 6. maddelerinde belirtilen kişisel veri işleme şartları kapsamında işlenebilmektedir.

Kişisel Veri Sahibi Olarak Haklarınız Nelerdir?
Kişisel veri sahibi olarak Kanun’un 11. maddesi uyarınca aşağıdaki haklara sahip olduğunuzu bildiririz:

Yukarıda sıralanan haklarınıza yönelik başvurularınızı, https://www.arcelik.com.tr/kisisel-verilerin-korunmasi den ulaşabileceğiniz Arçelik Veri Sahibi Başvuru Formu’nu doldurarak Şirketimize iletebilirsiniz. Talebinizin niteliğine göre en kısa sürede ve en geç otuz gün içinde başvurularınız ücretsiz olarak sonuçlandırılacaktır; ancak işlemin ayrıca bir maliyet gerektirmesi halinde Kişisel Verileri Koruma Kurulu tarafından belirlenecek tarifeye göre tarafınızdan ücret talep edilebilecektir.

Kapat
Dünyadan — 30.04.2018

Mevsim İlkbahar

Bu yazıyı 2 dakika 22 saniyede okuyabilirsiniz.

Hayatın hem kısacık, hem de sonsuz bir döngü olduğunu doğadan daha iyi ne anlatabilir! Zeynep Güven Ünlü, Japonların mevsimlerle kurduğu çok özel ilişkiyi yazdı.

Arkadaşlarım sık sık yurt dışına yerleşmeyi düşünüp düşünmediğimizi soruyor, ben de her seferinde daha büyük bir inançla aynı şeyi söylüyorum: Buralarda keyfimiz bu kadar iyiyse bunun birinci sebebi vaktimizin sınırlı olması.

Altı aylığına geldiğiniz bir ülkede en büyük önceliğiniz zamanı iyi değerlendirmek oluyor. Enerjinizin çoğunu keşfetmeye, keyif almaya ve  anlamaya verince de “evimin eşyası, saçımın boyası” demeden yaşamaya başlıyorsunuz.

Daha az alıyorsunuz çünkü yanınızda götüremeyeceksiniz.

Daha çok deneyimliyorsunuz çünkü belki bir daha o fırsatı bulamayacaksınız.

Aynı şey sıkıntılı durumlar için de geçerli. Hiçbirini büyütmüyorsunuz, çünkü geçecek.

Misal, hava buz gibi ve pek de alışık olmadığınız kar günlük hayatınızı zorlaştırıyor. Ne olmuş, bir ay sonra o kar yok işte! İyisi mi diyorsunuz sokakta üşüyüp sıcak eve gelmenin tadını çıkarayım.

Kar dedim ya, İç Ege’de geçen çocukluğumdan beri belki de ilk kez, Japonya’da mevsimleri hayat bilgisi dersinde öğrendiğim gibi yaşıyorum. Kışın lapa lapa yağan kardan sonra, çiçeğiyle böceğiyle doğanın uyanışını izliyorum. Mevsimler kitabına uygun şekilde üçer ay sürüyor, aynen Instagram filteleri gibi, her mevsimin bir rengi, ışığı oluyor!

21 Mart Japonya’da resmi tatil, baharın gelişi milli bayram. Mevsim geçişleri, özellikle de ilkbaharın gelişi o kadar önemli ki o dönemde dünyevi işler askıya alınıyor,  “hele bir baharı karşılayalım da, sonra bakarız” ruh haline giriliyor.

Zaten o tarihte sakura heyecanı da ülkeyi çoktan sarmış oluyor. Ülkenin güneyinde Mart sonu Nisan başında pembe beyaz açmaya başlayan kiraz çiçekleri, ısınan havayı izleyerek bir ay içinde kuzeye çıkıyor, son olarak bizim de yaşadığımız Sapporo’ya geliyor.

 

Mevsimler Japonlar için hakikaten milli değer. Ülkenin dört mevsimi yaşamasında coğrafi konumunun ve bölgesel  hava akımlarının etkisi var. Özellikle kuzey Japonya’ya, Tokyo ve çevresindeki yağmur ve tayfunlar da uğramıyor, en büyük yerleşim geniş alana yayılan 2 milyon nüfuslu Sapporo olduğu için, mevsimler şehirlerde bile doğadaki gibi derinden hissediliyor.

Karın altından yüzünü gösteren, önce yeşillenen sonra sararan ve nihayet kızaran yapraklar, hep gözünüzün önünde duran dev bir takvim gibi, zamanın geçtiğini söylüyor.

Ve son zamanlarda benim aklıma şöyle sorular takılıyor: Eninde sonunda Japonya’dan gideceğimizi biliyoruz da, bir gün bu dünyadan gideceğimizi bilmiyor muyuz? Biliyoruz bilmesine de (biraz da ruh sağlığımız için) sık sık unutuyoruz. Peki doğanın o muhteşem takvimi, mevsimler, hep gözümüzün önünde olsa, bize zamanın geçtiğini ama hayatın kendini hep yeniden ürettiğini hatırlatsa zaman çok daha değerli, hayat çok daha anlamlı ve kaçınılmaz son çok daha kabul edilir olmaz mı?

Japonların, dinle kurdukları gevşek ilişkiye rağmen maneviyatlarının bu kadar kuvvetli olmasında mevsimlerle olan sımsıkı ilişkinin çok etkili olduğuna inanıyorum artık. Zaten en yaygın dinleri Şintoizm, yine doğanın ve mevsimlerin içinden süzülüyor, yağmurdan rüzgara, bir kaya parçasından ağaca, tüm nesnelerde yaşadığını varsaydığı ruhları kutsuyor.

Doğadan kopmak bizi mutsuz ediyor, doğru.

Ama yalnızca yeşilden maviden uzak kaldığımız, çiçeğe böceğe dokunamadığımız için değil, hayatın anlamını büsbütün unuttuğumuz için de bu mutsuzluk.

Ve bir soru daha: Ömrü sadece bir hafta süren kiraz çiçekleri göz kamaştıran gösterisini yapmak üzere Sapporo’ya doğru gelirken, bunları düşünmeyeceğim de neyi düşüneceğim!

 


Zeynep Güven Ünlü 

Gazeteci, yazar.

1994 yılında iletişim fakültesinden mezun olduktan sonra Hürriyet’te gazeteciliğe başladı. Portre yazıları, röportajları ve haberleri gazetede yayınlandı. 2000-2009 arasında New York ve Kaliforniya’da yaşadığı dönemde serbest muhabirliğe devam etti. 2010-2017 arasında Vogue Türkiye’nin yazı işleri müdürlüğünü yaptı. 2017-2018’i ailesiyle birlikte yurtdışında geçiren Zeynep, San Francisco’da geçen altı ayın ardından şimdi Japonya’nın Sapporo şehrinde yaşıyor.

Size daha iyi hizmet sunabilmek için sitemizde çerezler kullanıyoruz. Sitemizi kullanmaya devam ederek çerez politikamıza izin vermiş oluyorsunuz.