Uzman — 05.12.2017

MÜZİĞİN BEYİNDEKİ GÜCÜ

Müziğin duygusal dünyamıza dokunduğunu biliyoruz. Peki ya beynimize olan etkisi?

Müzik binlerce yıldır insanlığın hayatında. Tarihte hiçbir kültür müziksiz olmamış. Bulunan en eski kalıntılar arasında müzik aletleri var; örneğin, ayı kemiklerinden yapılmış flütler, davul gibi çalınan, ağaç gövdelerine gerilmiş hayvan derileri. Herhangi bir buluşmanın olmazsa olmazı müzik. Düğünde, cenazede, orduda, maçta, annenin bebeğini ninniyle uyutmasında, her yerde müzik var.

Bundan birkaç yüz yıl öncesine kadar müzik yapan ve dinleyen arasında bir ayrım yokmuş. Tarih boyunca, müzik yapmak nefes almak, yürümek gibi doğal bir aktiviteymiş. Bazı sanayileşmemiş kültürlerde bu hâlâ böyle.

Müziğin duygusal dünyamıza dokunduğunu, stres, endişe ve depresyon karşısında bizi rahatlattığını hissediyoruz, zaten araştırmalar da bunu kanıtlıyor. Peki, müzik dinlerken beynimizde neler oluyor? Hafızamız, konsantrasyonumuz, yaratıcı gücümüz nasıl etkileniyor?

Geçen senelerde bir araştırma her gün 10 dakika Mozart dinlemenin zekayı geliştirdiği açıklamıştı. Bu araştırma her ne kadar kısa vadeli bir zeka parlamasından bahsetse de, müziğin hem kısa hem uzun vadede beyni geliştirdiği bir çok araştırma tarafından kanıtlanmış durumda. Müzik beynin hem sağ hem sol lobunu kullanıyor ve geliştiriyor. Müzik aslında beynin bugüne kadar tanımlanabilmiş her bölgesini kullanıyor.

Nöromüzikoloji, müzik ve sinir sistemimizin arasındaki ilişkiyi inceleyen yeni bir araştırma dalı. Kulaklarımızdan giren müzik beyni nasıl etkiliyor, hangi merkezleri nasıl tetikliyor gibi konuları araştırıyor. Elbette amaçlarının başında müziğin beyni nasıl iyileştirdiği geliyor.

Küçük yaştan itibaren müzik dinleyenlerin beyinleri daha farklı gelişiyor. Harvard profesörü Gottfried Schlaug’un araştırmalarına göre, müzisyenlerin iki lobu bağlayan “corpus callosum”u daha büyük oluyor. “This is Your Brain on Music” adlı kitabın yazarı Daniel Levitin, müziğin vücudun denge organlarından olan beyinciği de aktive ettiğini yazıyor. Beyinciğin işlevi eskiden sadece zamanlama ve hareket ile sınırlıyken, son yıllarda aynı zamanda duygusal dünyamızı yöneten amigdala ve dürtü kontrolünün merkezi frontal korteksle de bağlantılı olduğu bulunmuş. Beyinciğin özellikle sevdiğimiz müziği dinlediğimizde harekete geçtiği ise son araştırmaların bir başka sonucu.

Müziğin beyni nasıl etkilediği müziğe yatkınlık ve geçmişteki müzik tecrübelerine bağlı olarak kişiden kişiye farklılık gösterebiliyor. Yine de bazı genel bulgular müziğin beyindeki etkilerinin evrensel olduğunu gösteriyor. İşte bazı araştırma sonuçları: Anne karnında dinlenen müzik doğduktan sonra bebeğin daha çok tercih ettiği müzik oluyor. Ritmik müzik daha çok seviliyor. Müzik dinlemek tat alma gibi duyuları etkiliyor. Yüksek sesli müzik daha kısa zamanda daha çok içki içmeye sebep oluyor. Bunların dışında, yaşlılar ve hastalarla yapılan araştırmalar gösteriyor ki, müzik dinlemek acıyı azaltıyor. Hızlı müzik dinlemek daha iyi koşmamıza ve bisiklet sürmemize sebep oluyor. Klasik müzik dinlemek uyku sorunu yaşayanlara iyi geliyor.

Genel olarak müzik dinlemek verimliliği, yaratıcılığı ve mutluluğu doğrudan etkiliyor. Ancak çalışırken ne dinlediğimiz önemli. Bir işe odaklanmamız gerekiyorsa ve yeni bir bilgi öğreniyorsak sözlü müzik tavsiye edilmiyor ama otomatiğe bağlamışsak ve monoton bir iş yapıyorsak sözlü müziğin konsantrasyonumuzu arttırdığı biliniyor. Odaklanma gerektiren işlerde ise düşük seste dinlenen elektronik (ambient) müzik yaratıcılığı tetikliyor.

Kanada’daki McGill Üniversitesi’nde yapılan araştırmaya göre özellikle sevdiğimiz bir müziği dinlemek, duyguları, hareketleri, zevk ve acı algılarını etkileyen beyin kimyasalı dopamin seviyesini arttırıyor. Bir başka araştırmaya göre mutlu, üzücü farketmiyor; her türlü müzik beyni olumlu etkiliyor. Bunun arkasındaki bir sebep, acıklı müzik dinlemenin psikolojik tansiyonu azaltması ve üzüntüyü dışarıdaki bir kaynağa bağlamamız. Yine de, hareketli ve mutlu müzik dinlemek yaratıcılığı olumlu etkiliyor.

Müziğin beynimiz üzerindeki etkilerinden belki de en heyecan verici olanı ise sadece müzik yapmanın ve dinlemenin değil, müziği beklemenin, hatta hayal etmenin bile dopamin seviyesini arttırması.

Bütün bu sonuçlara bakılırsa, bol bol müzik çalmalı, dinlemeli ya da en azından hayal edip, içimizden mırıldanmalı!


Cemre Narin
İşletme ve klinik psikoloji geçmişi olan Cemre Narin, yaklaşık 10 senedir hem Türkiye’de hem yurtdışında farklı yayınların yemek editörlüğü yapıyor ve yemek yazılarını yazıyor. The World’s 50 Best Restaurants’ın bölge başkanı. İçindekiler adlı yemek kitabının yazarı. Uluslararası yemek konferansı YEDİ’nin kurucularından. Ruhun Doysun’un proje danışmanı ve editörü.

Size daha iyi hizmet sunabilmek için sitemizde çerezler kullanıyoruz. Sitemizi kullanmaya devam ederek çerez politikamıza izin vermiş oluyorsunuz.