Uzman — 19.08.2018

PAZAR GEZMENİN İNCELİKLERİ

Pazarı verimli ve keyifli bir şekilde keşfetmenin yolları.

İstanbul’da olduğum her cumartesi sabahı Feriköy’deki Organik Pazara gidiyorum. İlk açıldığı günden beri, on küsur senedir, ayrı bir yeri var hayatımda. Bazen de pazar sabahı Kasımpaşa İnebolu pazarına yolum düşüyor. Özellikle mantar mevsiminde çok keyifli bu pazar. Ufak ve tatlı bir pazar da pazartesi sabahları Sarıyer’de kuruluyor. Çevrede yaşayanlar bahçelerindeki ürünleri getiriyorlar. Alışveriş bir şekilde hafta ortasına kalmışsa çarşamba günü Fatih pazarına gidiyorum. Ne şanslıyız ki, İstanbul gibi koca bir şehirde bile hala haftanın her günü pazar kuruluyor.

Yemek tarifleri yazarken hep pazardaki malzemeden alıyorum fikir ve ilhamı. Özellikle üretici pazarlarında mevsimleri takip etmek mümkün. Mesela Organik Pazar’da ve Tire Pazarı’nda öğrendiğime göre bu yaz sıcaklardan dolayı her şey üç dört hafta erken başlamış. O yüzden zamanından önce domatese, incire, şeftaliye kavuştuk.

Elbette her şehrin, her köyün pazarı farklı. Ancak nerede olursanız olun geçerli sayılan bazı ipuçları var. Bu şekilde sadece verimli değil, aynı zamanda keyifli de geçer pazar tecrübeniz. Bu yazıyı okuyun, pazar çantanızı hazır edin ve size en yakın üretici pazarına atın kendinizi.

Erken gidin

Söylemeye gerek yok; ne kadar erken davranırsanız o kadar iyi ürünle karşılaşırsınız. Sabah erken saatlerinde pazar kurulurken gidin. Henüz kimseler gelmeden, ürünler sıcak görmeden önce varın. Alışverişinizi yapın, sonra çayınızı için.

Plan yapın

Alışverişe çıkmadan önce mutlaka liste yapın. Bu şekilde fazla ve gereksiz alımlardan kurtulursunuz. Bazen pazarda gördüğünüz şahane bir malzeme aklınızı çelebilir, yeni yemekler düşündürtebilir ama yine de elinizde liste olmasında yarar var.

Ritüel geliştirin

Her pazarın kendi içinde alışkanlıkları var. Organik pazarda önce gözlemenizi sipariş edersiniz, o hazırlanırken alışverişinizi yapar dönersiniz örneğin. Siz de kendi ritüelinizi geliştirin. Pazarcılar sabah erkenden nerede çorba içiyorlar öğrenin, siz de deneyin. Pazar deneyiminizi sadece alışverişle kısıtlamayın.

Birkaç torba götürün

Pazara her gittiğimde iç içe geçmiş bez çantalar taşıyorum yanımda. Sebebi, farklı ürünleri farklı torbalarda taşımak istemem. Domates, çilek, yumurta gibi narin yiyecekleri bir torbada; dağılabilen otları başka bir torbada; patates, pancar, limon gibi ağırları başkasında taşırım. Böylelikle birbirlerini ezmezler, üstelik eve geldiğimde ayırıp yerleştirmesi kolay olur. 

Çirkinini sorun

Bazen üreticiler çok iyi görünmeyen meyve sebzeyi tezgahın altına ya da arkaya alırlar. Sormazsanız göremeyebilirsiniz. Dünya güzeli olmayabilirler ama olmuş, çatlak patlak sebzeler meyveler bazı yemekler için daha da iyi sonuç veriyorlar. Onlardan yararlanın, üstelik çöpe gitmelerini önleyin. 

Deneyin, sorun, öğrenin

Marketten farklı olarak pazardaki ürünleri denemek serbest. Ürünleri koklayın, mümkünse tatlarına bakın. Bilmediğiniz malzemelerle ilgili sorularınızı doğrudan üreticiye sorun. Nasıl yetişiyor, nerede büyüyor, tam mevsimi ne zaman, nasıl pişiriliyor? Bu şekilde yediklerinizle ilgili kitaplarda bile bulamayacağınız bilgilere ulaşabilirsiniz.

Yeniden keşfedin

Üretici pazarlarının en keyifli tarafı başka yerlerde olmayan ürünlerin bulunması. Her seferinde farklı bir şey denemeyi aklınıza koyun. Belki de en sevdiğiniz meyveyi henüz keşfetmediniz.

Hepsini alın

Havuçları saplarıyla, rezeneyi yapraklarıyla, balkabağını çekirdekleriyle alın. Çöpe gitmesinler; kullanın, sos yapın, mücvere katın, kurutun.

Önceden öğrenin

Yemek kitabı yazanlar, şefler bunu iyi bilirler. Bir hafta önceden sormak çok işe yarar. Haftaya aynı ürünlerden olacak mı diye sorun. Domates sosu, çilek reçeli, vişne likörü yapacaksanız ve büyük miktarda almanız gerekiyorsa, ne kadar daha olacaklarını bilmenizde yarar var. Haftaya gittiğinizde “Bitti vişne, artık seneye” demesinler sonra. 

Soğutun

Pazarda sadece meyve sebze yok. Çoğunda balık, et, tavuk, süt ürünleri de bulunuyor. Hele organik pazarsa, bu tip ürünlerin organik olanlarını kaçırmamakta yarar var. Pazarda uzun zaman geçirecekseniz ya da pazardan sonra doğrudan eve gitmiyorsanız, yanınızda bir buz termosu ya da kutusu götürüp aldıklarınızı onun içinde muhafaza edin. 

Yeni yollar deneyin

Pazarın kendisi kadar, pazara yolculuk da keyifli olabilir. Hep aynı yoldan gitmeyin, yolunuzun üzerinde farklı sokaklar keşfedin. Bisikletle gitmeyi deneyin.

Sohbet edin

Pazarın en keyifli taraflarından biri üreticilerle sohbet etmek, erkenden yola çıkıp uzun yoldan gelen teyzelerle dertleşmek. Sadece ürünleriyle ilgili değil, farklı konulardan da açılabilir sohbet, birbirinizin hayatlarına, değişimlerine tanık olursunuz. Üreticilerle tanışın, konuşun, sohbet edin, öğrenin. Onlar için emek verdikleri ürünlerle ilgili sohbet etmekten daha keyifli bir şey yok. Saatlerce topladıkları otlarla ilgili konuşurken nasıl gözlerinin parladığını görün. Etraftakiler bekleyecekler diye korkmayın, onlar da sizi dinlerken yeni şeyler öğrenip sevinecekler.


Cemre Narin

İşletme ve klinik psikoloji geçmişi olan Cemre Narin, yaklaşık 10 senedir hem Türkiye’de hem yurtdışında farklı yayınların yemek editörlüğü yapıyor ve yemek yazılarını yazıyor. The World’s 50 Best Restaurants’ın bölge başkanı. İçindekiler adlı yemek kitabının yazarı. Uluslararası yemek konferansı YEDİ’nin kurucularından. Ruhun Doysun’un proje danışmanı ve editörü.

Size daha iyi hizmet sunabilmek için sitemizde çerezler kullanıyoruz. Sitemizi kullanmaya devam ederek çerez politikamıza izin vermiş oluyorsunuz.