Detay — 04.06.2018

AĞAÇLARIN GİZLİ YAŞAMI

Bir ormanda yürüdüğünüzü hayal edin. Sadece ormanın çıtırtıları, yaprakların sesi. O arınma hissi. Neredeyse aidiyet diyeceğiniz bir his. Bir tür iyileşme… 

 

Ağaçlar bizi gerçekten iyileştiriyor. Bunu bünyelerinde bulunan kimyasallar sayesinde yapabiliyorlar. Ve tıpkı insanlar gibi muhtaç olan, besinsiz kalanlara yardım ediyor, genç ağaçları koruyor ve ormanda düşmanlara karşı birlikte hareket ediyorlar.

Hayatı boyunca ağaçlara kereste muamelesi yapmış bir ormancı olan Peter Wohlleben, bir gün ormanda en az 400 yıllık bir çotuğun hâlâ canlı olduğunu görüp ağaçların gizli yaşamını fark etmeye başlıyor. O 400 yıl önce kesilmiş ağaç kütüğü, civardaki ağaçların kökleri aracılığıyla besin göndermeleri sayesinde yaşamaya devam ediyor.

Wohlleben’in bu farkındalığı devam ediyor ve ortaya tüm dünyada çok satan bir kitap çıkıyor: Ağaçların Gizli Yaşamı. Ağaçlar hakkındaki fikrinizi, bir ormana, tek bir ağaca bakış açınızı sonsuza dek değiştirme gücüne sahip bir kitap…

Kitaptan ağaçlarla ilgili sizi de çok şaşırtacak birkaç enteresan bilgi…

Kayın, ladin ve meşe bir canlı türü kendisini kemirmeye başladığında haberdar oluyor ve savunmaya geçiyor. Yapraklarına o canlı türüne has bir kimyasal gönderiyor, çevredeki ağaçları da haberdar edebiliyor. Bir tırtıl mı, yoksa bir yabanarısı mı? O türe göre bir kimyasal salgılıyor ağaç. Afrika savanlarında zürafalar yapraklarını kemirmeye başladığında, diğerlerine haber veriyor ve yaklaşık 100 metre boyunca tüm ağaçlarda bu kimyasal bulunabiliyor. İşin enteresan yanı, zürafalar da bu durumu bildikleri için rüzgarın aksi yönünde ilerleyerek kendilerinden bihaber olan ağaçlarla beslenmeye devam ediyorlar. Biz duyamıyoruz belki ama aslında ne çok ses ve iletişim var doğada.

Wohlleben, Ağaçların Gizli Yaşamı’nda  ağaçların, kokular, kökler ve kök uçlarındaki mantarsı ağlar aracılığıyla haberleştiğini söylüyor. Hatta bu mantarsı şebekeye, “Wood-Wide-Web” deniyor. Mantarların habercilik görevleri ağacın ürettiği besinden kendilerine pay alarak ödüllendiriliyor.

Her ağaç, orman için yegane ve kıymetli. Biri hasta veya yardıma muhtaçsa, daha güçlü olan ağaçtan zayıf ağaca doğru besin gidiyor. Sonra sıra bir gün, güçlünün muhtaç olduğu güne geliyor. Çünkü, ağacın tek başına uzun bir yaşam sürmesi mümkün değil, ancak bir orman olduğunda bir arada, sağlıkla yaşayabiliyorlar. Sert iklimlere, kuraklıklara karşı durmayı birlikte sağlıyor, birlikte ayakta duruyorlar. Yani ağaçlar, yaşamak için yardımlaşıyorlar. Biri zarar görse bile, tüm orman etkileniyor. Ve öğreniyorlar. Suyu yeterli bir şekilde tüketmeyi, müsrif olmamayı orman adabı içerisinde öğreniyorlar.  Ağaçların çok hızlı büyümesi, uzun yaşamalarını engellediği için, büyük ağaçlar, küçük ağaçların ışıklarını engelleyerek büyütüyor. Yani ağaçlar anneler gibi, yavruları koruyup kolluyor. Hatta bu yüzden şehirdeki tek tük ağaçlara sokak çocuğu diyor Wohlleben. Gece aydınlatmaları ve korunaksızlık yüzünden hızla boy atıyor ama uzun yaşayamıyorlar.

Bir ormanda yürümenin, havasını içinize çekmenin içinizde yarattığı o mükemmel hissin bilimsel açıklamaları da var. Bir kilometrekare orman yaklaşık 10 bin kilo oksijen üretiyor. Kozalaklı ormanlar havadaki mikropların miktarını belirgin ölçüde düşürüyor. Ağaçların salgıladığı fitonsidler ise bağışıklık sistemini güçlendiriyor.

Orman Banyosu

Japonya’da 1982 yılında ulusal sağlık planına alınan tedavilerden biri Shinrin-yoku, yani Orman Banyosu. 2004’ten 2012’ye kadar süren ve 4 milyon dolar harcanan araştırmanın sonucunda, ormana, yeşil alanlara, korulara ziyaretlerin sağlığımıza faydası kanıtlanmış. Ormanda olmanın psikolojik ve fizyolojik etkilerinin peşine düşülen araştırmanın sonunda, orman banyosunun stres hormonunun üretimini azalttığı, bağışıklık sistemini güçlendirdiği, tansiyonu düşürdüğü ve kalp atışını yavaşlattığı anlaşılmış. Depresyon etkilerini azaltması, da cabası.

Hangi ormanda yürüyeceğim diyenlere, şehirde de yeşil alanlara kısa ziyaretlerin benzer etkileri var. 

Amerika’da orman banyosu kulüplerinin olması tesadüf değil. Tabii orman banyosunun şartları var, ilki cep telefonunuzu kapatmak… Doğanın bize bahşettiği o yüceliğin, sadece ormanda olmanın tadına varmak. Ormanda olduğunuzu hissetmek. Ayak tabanlarınızdan, saçlarınıza kadar…

 


Sinem Dönmez 
Yazı yazmaya Cumhuriyet Hafta Sonu ve Pazar eklerinde başladı. Marie Claire Türkiye’de devam etti. Radikal, Birgün, Cumhuriyet Sokak, Glamour, Vogue, Diken, Posta Kitap’a yazılar yazdı. Yazmaya devam ediyor.

Size daha iyi hizmet sunabilmek için sitemizde çerezler kullanıyoruz. Sitemizi kullanmaya devam ederek çerez politikamıza izin vermiş oluyorsunuz.