Uzman — 21.01.2019

İYİLEŞTİREN TURİZM

Bu yazıyı 3 dakika 3 saniyede okuyabilirsiniz.

Bir sonraki seyahatinizi hem kendinizi hem de ziyaret ettiğiniz yerin insanlarını, doğasını iyileştirmek için planlamaya ne dersiniz? Eko-turizm’le tanışın.

Bilinçli tüketimi hayatımızın her alanında uygulamaya çalışıyoruz, seyahat alışkanlıklarımız da artık bu doğrultuda değişiyor. Doğayla bağ kurmak, geri dönüşümü alışkanlık haline getirmek, gezdiğimiz diyarlarda yaşayan insanların yaşam kalitesini artırmak, seyahatlerimizde de önem kazandı.

Kitle turizmi sonucunda “aşırı turizm” kavramının gelişmesiyle, aşırı kalabalıklar, seyahat ettiği bölgenin yaşam kalitesini düşürdü ve doğal kaynaklarını tüketti. Bu tür kavramlara karşılık olarak daha duyarlı ve sorumluluk sahibi seyahat akımları ortaya çıktı. Yeşil turizm, macera turizmi, doğa turizmi, kültürel turizm ve asıl konumuz eko-turizm de bunlardan biri.

Eko-turizm kavramı 90’li yıllarda ortaya çıktığından beri her geçen gün daha çok önem ve anlam kazandı. Eko-turizm, doğal alanlara karşı duyarlı olup, çevreyi, tarihsel ve kültürel mirası koruyan ve yerel halka sosyo-ekonomik imkanlar ve eğitim olanakları sağlayan bir turizm şekli. Eko-turizmden elde edilen kazanç da yine yerel ekonomiye geri dönüyor.

Dünyada ve Türkiye’de her bütçeye göre, çok farklı ekolojik seyahat seçeneği bulmak mümkün.

Türkiye’de TaTuTa (Tarım Turizm Takası), ekolojik çiftlik ziyaretleri tasarlayarak, ekolojik tarımı teşvik etmek ve sürdürülebilirliğini sağlamayı amaçlıyor. Şehirde yaşayan insanların ekolojik çiftliklerdeki yaşamı deneyimleyerek, ekolojik yaşam ile ilgili sorumluluklarını benimseyerek günlük yaşamlarında daha fazla uygulamaya almalarına olanak tanınıyor. Burada ürün yetiştirme, toplama, sulama, ekme, biçme, yöresel yemekler pişirme, zeytinyağı üretme gibi birçok iş keyifle yapılabiliyor.

Bir başka sürdürülebilir turizm merkezi ve organik tarım çiftliği ise Narköy. Narköy, eğitim odaklı bir çağdaş çiftlik ve otel olarak hizmet veriyor. Sürdürülebilir enerji kullanımının esas olduğu binaları bile düşük karbon ayak izine sahip, hafif çelik sistemi ile inşa edilmiş. Her ölçekte geri dönüşümlü ve doğal içerikli malzeme kullanılmış. Ayrıca, Narköy’de peynir ve ekmek yapımından doğada yaşam becerilerine kadar geniş bir alanda atölye çalışmaları da yürütülüyor.

Doğanın kucağında bir tatili özlüyor ama belirli konforlardan fedakârlık etmek istemiyorsanız, “ekokamp”, “ekolodge”, “eco glamping”, son zamanlarda giderek daha çok duyduğumuz deneyimler. Doğa dostu kulübe veya çadırların olduğu bu kamplar sürdürülebilir teknolojilerle enerji üretimi ve atık yönetimi sağlayarak doğayı korumak için çalışıyorlar.

Türkiye’de artık çoğu yerde bu tür tesisler bulunuyor. Akdeniz sahilleri (Olympos), Ayder Yaylası, Kaz Dağları, eko-turizm için eşsiz doğa, kültür, macera, dağcılık, fotoğraf ve gastronomi imkânları sunuyor.

Uzaklara gitmek isterseniz, Güney Amerika’da ve Afrika’da çok farklı ekokamplar deneyimlemek mümkün. Ecocamp Peru ve Patagonia Eco Camp çok etkileyici örnekler. Bu işletmelerde olmazsa olmazlar organik tarım, güneş enerjisi, plastik kullanımının en aza indirgenmesi, etkin atık yönetimi, yerellik ve mevsimsellik, adil ticaret kurallarına uymak ve yerel halkı eğitmek.

Kuzey Amerika’da dört noktada faaliyet gösteren Getaway, şehir hayatının kargaşasından, teknolojiden ve koşturmaktan sıkılanlara ormanda bir kaçış imkanı sunuyor. Instagram’da her deneyimimizi paylaşmak için çabaladığımız bu çağda, iletişimsiz kalmak mümkün olabilir mi? Çok da güzel olur! Üstelik yalnızlık, sessizlik ve doğanın keyfini çıkarabileceğiniz bu deneyimde, her konaklamanız için Getaway sizin adınıza bir adet ağaç dikiyor.

Lüks segmentte ise Maldivler’deki Soneva Fushi, Soneva Grubunun yavaş hayat felsefesini deneyimleyebileceğiniz çok özel bir ada. Otel misafirlerine “No Shoes, No News” (ayakkabı yok, haber yok) misyonu doğrultusunda sürdürülebilir, yerel, organik, eğitici ve eğlenceli deneyimler sunuyor.

Dünyada bu trendi yakalayan, Eko-turizm konusunda uzmanlaşmış acenteler da yükselişte.  &Beyond ve Responsible Travel gibi seyahat firmaları da geri vermek üzerine yoğunlaşmış deneyim turları sunuyor. Sadece Afrika’da safariye çıkarmakla kalmayıp, sayısız doğayı koruma ve toplumsal güçlendirme projesine de destek oluyorlar. STK’lara destek olup, paranızın yerel halk ve kültüre, hayvanların korunmasına gittiğini garanti ediyorlar. Earthchangers sanırım en ilham verici seyahat platformu. Macera ve koruma programlarının bir araya geldiği bu çok özel turlarda doğayı korumaya katkıda bulunabilir ve dünyayı iyileştirmeye çalışan başkalarıyla bir araya gelme şansını yakalayabilirsiniz

Bunlar sadece birkaç örnek, seçenekler çok bol, ilgi alanınız ve bütçenize göre seçim yapmak size kalmış. Ne yazık ki her moda akımda olduğu gibi bu akımın da rüzgarından faydalanmak isteyen aslında pek de sürdürebilirlikle ilgisi olmayan tesisler de kendini ekolojik olarak tanımlayabiliyor. Biraz araştırarak gerçekliğine kendiniz karar verebilirsiniz.


Okşan BOZKIR MİRAP
‘Dünya vatandaşı’  bir anne, gezgin, iletişimci ve seyahat yazarı olan Okşan Bozkır Mirap,  hayatının büyük kısmını yurt dışında geçirdi. Almanya, Irak, Fransa, Amerika, Romanya ve Belçika’da yaşadıktan sonra, Türkiye’ye yerleşti ve 20 yıldır İstanbul’da yaşıyor. Birçok şirkette Pazarlama, İletişim ve Marka Yönetimi konusunda uzun yıllar yöneticilik yaptıktan sonra, ikiz kızlarının dünyaya gelmesiyle çalışma hayatına proje bazlı devam etmekte ve seyahat yazıları yazmakta. Seyahat tutkunu bir restorancıyla evli; ortak tutkuları yemek, içmek, yeni restoranlar keşfetmek ve 8 yaşındaki kızlarıyla ailecek seyahat etmek.