Detay — 16.04.2019

Mikro Yeşilliklerin Gücü

Bu yazıyı 2 dakika 31 saniyede okuyabilirsiniz.

Minicik yaprakları ve kısacık sapları ile mikro yeşillikler hem inanılmaz sempatikler, hem de müthiş derecede besleyici!

Mikro yeşillik, sebze ve bitkilerin yenilebilir yeşil yapraklarının ilk büyümeye başladığı sıradaki haline verilen isim. Günümüzde özellikle fine dining restoranların gözdesi haline gelmiş olan bu yeşillikler, hem görsel güzellikleri ile tabakların çekiciliğini arttırmak için
kullanılıyor, hem de güçlü ve rafine lezzetleriyle damağımıza bayram ettiriyorlar. Tüm bunların yanı sıra, besleyici özellikleri de şaşırtıcı derecede yüksek.

Çoğu zaman aynı anlamda kullanılsa da, mikro yeşillikler mikro filizler ile aynı şey değil. Filizler söz konusu olduğunda, suda bekletilmiş ve filizlenmiş tohumları yiyorsunuz. Mikro yeşillik dendiğinde ise yenen kısım, tohum ekildiğinde ilk çıkan yapraklar ve sapları. Bu minicik yaprakçıklar 1980’lerde Kaliforniyaʼda kullanılmaya başlanmış ve popülaritesi zamanla dünyaya yayılmış. Ülkemizde de son yıllarda bu yeşilliklere rastlamak mümkün.

Yeşilliklerin önemli bir özelliği pişirilmiyor olmaları. Yapraklarını taze bir şekilde salataların üzerine serpebilir, sandviçlere ya da çorbalara katabilir, blender’da meyve, sebze suyunuzun içine karıştırabilirsiniz. Küçük olduklarına aldanmamak lazım; lezzetleri şaşırtıcı derecede güçlü ve dolgun! Örneğin hardal yeşilini yerken, ağzınıza oldukça belirgin ve keskin turp tadı geliyor. Tere yeşili, ufacık bir lokmada bile tüm damağa yayılacak kadar acımtrak.

Mikro yeşillikleri evde büyütmek çok kolay. Hatta bir balkonunuz varsa, yüksek kapasiteli bir şehir çiftliğine bile sahip olabilirsiniz. Dikim ve hasat – hepsi iki hafta içerisinde tamam!

Mikro yeşillik yetiştirmek için öncelikle bitki tohumları bir gece suda bekletiliyor. Düz bir satıh üzerine, örneğin bir yoğurt kabına ya da manavdan alınan bir meyve kabına toprak konup üzerine birbirine yakın yani sık düzende ıslak tohumlar yerleştirilip sulanıyor. Üzerine kapak kapatılıp 3-4 gün filizlenmesi bekleniyor. Sonra kapak açılarak, yaprakların fotosentez yapmalarına ve klorofillerinin artarak yeşillenmelerine izin veriliyor. Mikro yeşillikler 6-7 gün içinde yenmeye hazır oluyor. Bir hafta boyunca buzdolabında saklayabileceğiniz mikro yeşillikleri yemek istediğinizde, makas ya da keskin bir bıçak ile “hasat” edebilirsiniz.

Mikro yeşilliklerin çok önemli bir özelliği, sağlık açısından da çok yüksek değerlere sahip olmaları. Mikro yeşillik üreticisi Lal Microfarmʼin ortaklarından Mert Abik, günümüzde tarım ürünlerinin bize çok uzaklardan geldiğini ve bu süre zarfında oksidasyondan dolayı besin değerlerini önemli ölçüde kaybettiklerini anlatıyor. Vitaminlerini ve besleyici özelliklerini yüzde 30-40 oranında kaybeden bu sebzelere nazaran mikro yeşilliklere bakıldığında, kesildiği anda tüketilen bu yaprakların tazeliği şüphe götürmez. Ayrıca mikro yeşillikteki besin değerlerinin, tam büyümüş halinden 5 ila 50 katı kadar daha güçlü olduğu söyleniyor.

Mikro yeşilliklerin bu derece besleyici olmaları, içlerinde vitaminleri ve diğer besleyici öğeleri çok konsantre bir şekilde barındırmalarından kaynaklanıyor. Yüksek ölçüde antioksidan içeren mikro yeşillikler, günümüzde fonksiyonel besin, yani sağlığı pekiştiren ve hastalığı önleyen bir besin türü olarak kabul ediliyor. Örneğin brokoli yeşilinde çok yüksek oranda antikanserojen özellik taşıyan sulforofan bulunuyor. Doğaya bakarsak, hayvanların da en çok tercih ettiklerinin bu ilk çıkan yeşillikler, yapraklar olduğunu görüyoruz.

Mikro yeşillikleri satın alabilir ya da balkonda, mutfakta minik birer mikro yeşillik tarlası oluşturabiliriz. İlk yetiştirdiğiniz mikro yeşillik ile bir salata yapın mesela. Salata için iki değişik renk havucu, yarım yeşil elmayı, bir taze soğanı ve bir adet kereviz sapını ince uzun kibrit şeklinde doğrayın. Üzerine pembe greyfurt suyu ve zeytinyağı ekleyin. Biraz da 
fındık kavurup serpebilirsiniz.  Ve mor yeşil rengiyle insanı kendine hayran eden pancar mikro yeşiliyle süsleyin.


Zeynep Ekşioğlu 

Boğaziçi Üniversitesi’nde Siyasal Bilimler okuduktan sonra uzun süre yabancı bir markanın Türkiye distribütörü olarak moda perakendeciliği yaptı. Daha sonra radikal bir karar ile aşçı olmaya karar verdi. MSA Profesyonel Aşçılık Okulu’ndan döneminin birincisi olarak mezun oldu. Beslenme ve şifa ile ilgili araştırıyor ve sağlıklı içecekler üretiyor.