Uzman — 27.09.2017

RUHUN DOYSUN YOLCULUĞU

Ruhun Doysun projesinin hikayesini Grundig Türkiye Grup Yöneticisi Handan Abdurrahmanoğlu’ndan dinledik

Grundig markasını yıllardır eskimeyen radyo televizyon markası olarak biliriz. Ruhun Doysun gibi bir proje nereden çıktı?

Çok doğru, Grundig, 1945 yılında ürettiği ilk radyo ile Avrupa’nın bir numaralı üreticisi olmuş, sonra da ülkemizde pek çok evin ilk radyosu ve televizyonu olarak insanların hayatında yer edinmiş. 2007 yılında ise Arçelik bir atılımda bulunup bu kıymetli markayı satın alıyor ve bir inovasyon merkezine dönüştürmek için ilk adımı atıyor.

Grundig, 70 yıllık köklü geçmişi ve sahip olduğu değerler ile markalar arasında “usta” olarak konumlandırabileceğimiz bir marka. İki sene önce markanın Türkiye’den sorumlu yöneticisi olarak başladığımda, ekipçe geçmişi bu kadar güçlü olan bir markayı sıradan, alışılagelmiş projeler ile sunmamamız gerektiğinde hemfikirdik. Özel hayatında da “özgün, sade, rafine, modern” bir hayatın peşinde olan biri olarak; Grundig gibi bilge bir markanın bana ve benim gibilere ilham vermesinin çok anlamlı olacağına inandım.

Grundig’e Ruhun Doysun gibi bir projeyi sahiplendiren şey neydi?

Biz Grundig olarak farkındalığı yüksek, rafine zevklere hitap eden, zamansız modernliği kabul etmiş, sürdürülebilirliği içselleştirmiş bir markayız. Yaşamın sürdürülebilmesi için temel kaynaklardan olan gıdayı merkezimize aldık. Bilinçsiz tüketime, gıda israfına karşı Globalde Respect Food (Gıdaya Saygı) diye bir proje başlattık. Burada da yine global partnerimiz Massimo Bottura.

Bu fikirle “Respect Food” projemizi, Ruhun Doysun olarak Türkiye’ye taşıdık. Yaptırdığımız bir araştırmaya göre, insanların yüzde 94’ü sürdürülebilir hayatı, gıda israfını önemsiyor ancak ne yapacağını bilmiyor, ya da tek başına bir fayda sağlayamayacağına inanıyor. İşte bu yüzden Ruhun Doysun bir farkındalık hareketi. Biraz daha düşünmeye, bize yetecek kadarını tüketmeye davet eden bir hareket. Hayattan keyif alın, güzel müzik dinleyin, güzel yemekler yiyin ama yetecek kadar yiyin, diyen bir hareket. Gıdayı merkezine alan, ancak bilinçli tüketimi, sade, rafine bir yaşamı tüm hayata yaymaya yönelik, ilham veren bir proje.

Tam olarak nasıl tanımlıyorsun Ruhun Doysun’u? Bu bir yemek programı mı, hareket mi, nedir?

Ruhun Doysun’un misyonu, doğayla daha çok temas ettiğimiz, daha bilinçli tükettiğimiz, var olanı dönüştürdüğümüz bir yaşama ilham vermek. Sadeliği, doğayla uyumu, mutfaktan başlayarak hayatımızın tamamına yaydığımız bir yolculuk. Bu tarz bir yaşamın mümkün olduğunu, aslında günlük yaşamımızda yapacağımız küçük değişikliklerle sadece kendimiz için değil, diğer insanlar için de fark yaratacağımızı göstermeyi amaçlayan bir proje.

Bu harekete ilham vermenin ilk adımı olarak Mehmet Gürs’ü kendimize sözcü olarak seçtik. Kendisi de bu değerleri sahiplenen biri. Hem iş hayatındaki başarıları hem de özel hayatı ile projemizi en iyi anlatacağını düşündüğümüz Mehmet Gürs ile bir 13 bölümlük Ruhun Doysun video serisi hazırladık. Bu seride Mehmet Gürs ile birlikte mutfakta israfın nasıl önleneceğine dair fikirlerden tutun, şehirden doğaya yapılabilecek kaçamaklara, gıdanın tarladan soframıza olan yolculuğuna kadar pek çok farklı konu; doğanın ortasında konteynerden dönüştürülmüş ve ince zevklerle dolu bir ortamda birbirinden önemli,özel konuklarımız ile ele alındı.

Bir sonraki etapta neler var aklınızda?

Grundig, globalde “Respect Food” projesinin ilk adımında gıda israfına karşı çözümler üreten ünlü İtalyan şef Massimo Bottura’nın liderliğinde yürütülen “Food for Soul” projesine destek oldu. Ardından Rio’daki olimpiyatlar esnasında gıda fazlalarından yeniden tüketilebilir gıdalar elde edilmesi için çalışan ve birçokünlü şef tarafından yeni tariflerle desteklenen Refettorio Gastromotiva restoranının sponsorluğunu üstlendi. Bu sayede şefler Grundigin gıda ömrünü maksimuma çıkarmayı sağlayan ve aşçılık açısından en kaliteli desteği sunan ürünleriyle donatılan mutfaklarda ihtiyaç fazlası yiyeceklerle lezzetli ve besleyici yemekler pişirdi.

Türkiye’de de Ruhun Doysun projesi için Mehmet Gürs ile projemizin felsefesini anlattığımız video serisi uzun yolculuğumuzun ilk adımı. Bu video serisinin içerisinde ilham verecek pek çok yazı ve fikirle dolu bir web sayfası, sosyal medya iletişimi, YEDİ Konferansının ana sponsorluğu kısa vadeli adımlarımızdan birkaçı. Devamında en büyük hedefimiz bu bilinci çok daha geniş kitlelere ulaştırarak, temsilcilerini çoğaltmak. Ruhun Doysun Hareketi, kendi elçilerini edindi, biz ne yapabiliriz diye soranlar çok, onlara ilham olabiliyorsak ne mutlu bize. Ruhun Doysun’un ikinci sezonu da müjdeleyebileceğimiz haberler arasında…

Tüm bunların yanında Grundig markası olarak beyaz eşya ürünlerimiz başta olmak üzere tüm ürünlerimizde sürdürülebilir bir dünya için çalışarak, üstün zevkler için rafine tasarım ve mühendislik anlayışını benimseyerek, bilinçli ve keyifli bir yaşam için “Ruhun Doysun” diyoruz.

İstanbul gibi bir şehirde yaşayan genç, yoğun çalışan bir yönetici olarak sen nasıl ruhunu doyuruyorsun?

Öncelikle bu projenin bir parçası olarak “ruhunu doyuranlar” arasına girdiğimi düşünüyorum. Her ne kadar günümüzün çoğunu ofis ortamında geçiren şehirliler olarak imkanlarımız kısıtlı gibi gözükse de, aslında yapılabilecek çok şey var. Benim için kendimi en iyi hissettiğim anlar ailem ve sevdiklerim ile geçirdiklerim. Acısı ile, tatlısı ile geçirdiğimiz zamanların hepsi benim için çok kıymetli.

Bunun yanında kendime yarattığım rutinler bana çok iyi geliyor. Ruhunu doyurmak biraz özenle hep mümkün bana göre. Evinin en sevdiğin köşesi, bir deniz kenarı, bir park bile olur. İçinde bölünmeyen bir sohbet, iyi bir yemek, sıcak bir kahve, birkaç arkadaş olsun yeter ki. Hafta sonları yürüyüş yapmak, sahilde kahvem ile bazen bir arkadaşımla sohbet etmek, gökyüzüne bakıp derin bir nefes almak, bazen de tek başıma dergi, kitap okumak ruhumu doyurmak için vazgeçilmezlerim. Bunun yanında çevrenin nabzını yoklamak, mahallemdeki esnaf ile kısa sohbetler yapmak da bana yaşamın içinde nefes aldırıyor.

Fırsat buldukça seyahat etmekten de çok keyif alıyorum. Seyahat etmek benim için aynı zamanda yeni otel ve restoranları da keşfetmek demek. Yemeğin hayatımda önemli bir yeri var. Dünya mutfağını merak ediyor ve gittiğim her ülkede oranın en iyi şeflerinin restoranlarına gitmeye çalışıyorum. Tüm bunların yanında hayatımın her anında “özenli” davranmaya çalışıyorum. Tükettiğim enerji, gıda ne olursa olsun ziyan etmemeye çalışıyorum. Bireylerin özgürlüklerine, yaşam tarzlarına saygı duyuyor; farklılıkların hepimiz için büyük zenginlik olduğuna inanıyorum.

Size daha iyi hizmet sunabilmek için sitemizde çerezler kullanıyoruz. Sitemizi kullanmaya devam ederek çerez politikamıza izin vermiş oluyorsunuz.